Yazar: Seda Noyan Kansuk
Dost kulaçlar projesinin dördüncü basamağıydı, Ayvalık’tan Midilli’ye geçişim.
Göçmenlerin botlarla adalara kaçış zamanıydı. Yunan adalarından izin alırken “Siz aktivist misiniz” “neden yüzüyorsunuz ki?” diye sorularla karşılaşıyordum. Kimse dostluk için bir proje yaptığıma ve sportif bir yüzme etkinliği olacağına inanmıyordu.
Midilli adası yurtdışı olduğu için ekibimin ve benim vizelerimizin olması ve transit giriş çıkışımızın yapılması gerekiyordu. Her zamanki gibi, yüzme etkinliğimizde hakemimiz, cankurtaranımız, doktorumuz ve vazgeçilmezimiz Türkiye Yüzme Federasyonu hakemimiz vardı.
Çok acıdır ki, bu etkinlikleri yaparken her ne kadar zor da olsa bazı durumlarda sponsor bulabiliyorduk. Ancak bu etkinliklerin botlarla adalara kaçış zamanıydı. Yunan adalarından izin alırken “Siz aktivist misiniz” “neden yüzüyorsunuz ki?” diye sorularla karşılaşıyordum. Kimse dostluk için bir proje yaptığıma ve sportif bir yüzme etkinliği olacağına inanmıyordu.
Etkinlik için yaklaşık 4 km’lerinde gökyüzünde bir martı belirdi ve sanıyorum beni suyun üzerindeki bir hayvan ölüsü olarak düşünerek birkaç kere pike yaparak bana doğru alçaldı. Ona su atarak oyun yaptığımı hatırlıyorum. Çok eğlenmiştim.
Teknedeki bütün arkadaşlar cankurtaranımız, doktorumuz, hakemimiz ve tabii ki sevgili eşim bana devamlı yol göstererek neredeyse hiç sapma yapmadan yüzmeme yardımcı oldular. Yunan sahil sularına geldiğimiz zaman da Yunan sahil güvenlik botu bize kıyıya kadar eşlik etti.
Etkinlik için izinleri alırken bana ulaşarak bu etkinlikte özellikle son 100 metrede bana eşlik etmek isteyen Unicef temsilcilerinden Zoi Livaditou ve onun yaklaşık on arkadaşı, Yunan sahilinden denize girip beni suyun içinde karşıladılar. Onları kıyıya yaklaşırken gördüğümde içimdeki sevinci ve heyecanı anlatamam. Gözlerim dolu dolu yüzmeye devam ettim. Onlara suda sarılıp kıyıya doğru beraber yüzdük. Kıyıya çıktığımız zaman çok duygulanmıştım. Bir taraftan ağlıyordum bir taraftan beni karşılayan arkadaşlara sarılıp sarılıp duruyordum. Zoi, kendi elleriyle yaptığı papatya tacını başıma takarak beni onurlandırdı. Benim için unutulmayacak anlardan biriydi bu.
Daha sonra hep beraber Midilli’de bir restorana giderek, projenin de adının olduğu “Dost Kulaçlar” projesini, dostlarla beraber yemek yiyerek ve keyifli anlar yaşayarak tamamladık. Gidişimiz ne kadar zor da olsa dönüşümüz aksine bir o kadar kolay oldu ve bir deniz kızının biriktirmiş olduğu anılara, bir tane daha eklenmiş oldu. 🙏🏼
Sevgiyle Kalın,
Seda Noyan Kansuk

