2-8 Mart 2026 Helsinki Finlandiya
Yazar: Melisa Uluarslan
Buz kırılarak oluşturulan bir parkurda, 0 dereceye yakın suda yüzmek… Bu, sınırların test edildiği bir alan. Soğukla doğrudan temas ettiğiniz, her nefesi ve her kulacı kontrol etmek zorunda olduğunuz bir ortam. Benim için buz yüzme, yalnızca yeni bir branş değil; açık su hedeflerimin en önemli hazırlık süreçlerinden biri. Özellikle Kuzey Kanalı gibi zorlu ve soğuk sularda yüzebilmek için, bedenimi ve zihnimi bu ekstrem koşullara adapte etmek istedim. Çünkü soğuk su, sizi en sade halinizle baş başa bırakır ve gerçek dayanıklılığı ortaya çıkarır.
2026 yılında Finlandiya’nın Oulu kentinde düzenlenen Buz Yüzme Dünya Şampiyonası’na katılmak, benim için çok kıymetli bir adımdı. Yaklaşık 2000’e yakın sporcunun katıldığı bu büyük organizasyonda, Türkiye’den 11 kişilik bir sporcu kafilesi olarak yer aldık ve bu süreci Bengisu Avcı antrenörlüğünde yürüttük.
Şampiyonaya hazırlık süreci, klasik yüzme antrenmanlarından oldukça farklıydı. Antrenmanlarımızı sadece havuzda değil; kontrollü soğuk su antrenmanları, buz küvetleri ve kademeli adaptasyon çalışmaları ile destekledik. Vücudu ani soğuğa maruz bırakmak yerine, düzenli ve planlı şekilde soğuk toleransı geliştirmeye odaklandık. Bu süreçte özellikle nefes kontrolü, kalp ritminin dengelenmesi ve ilk temas anındaki soğuk şokunun yönetimi üzerine yoğunlaştık. Aynı zamanda açık su yüzücüsü olarak sahip olduğum dayanıklılığı, kısa mesafeli ama yüksek stresli buz yarışlarına adapte etmeye çalıştım.
Yarışlar, buz kırılarak oluşturulan kulvarlı bir parkurda gerçekleştirildi. Su sıcaklığı -0.2 dereceydi ve sporcular, kurallar gereği wetsuit (koruyucu elbise) kullanmadan yalnızca mayo, bone ve gözlük ile yarıştı. Yarış formatı, klasik açık su yarışlarından farklı olarak daha çok havuz yarış sistemine benzer mesafeler ve kulvar düzeni üzerinden ilerliyordu. Bu da teknik yüzmenin, tempo kontrolünün ve dönüş verimliliğinin önemini artırıyordu.
Startlar, belirlenen ısı (heat) ve kulvar düzenine göre verildi. 450 metre serbest stil yarışı boyunca her sporcu kendi kulvarında yarıştı ve dönüşlerde duvara temas zorunluydu. Yarış sırasında çıkış, dönüş ve bitiş tekniklerinin doğru uygulanması büyük önem taşıyordu çünkü soğuk su, kasların hızlı şekilde sertleşmesine ve koordinasyon kaybına neden olabiliyor.
Buz yüzmede en kritik konulardan biri soğuk şoku (cold shock response) ve nefes kontrolüdür. Suya ilk girişte yaşanan ani nefes refleksini kontrol altına almak, yarışın sürdürülebilirliği açısından belirleyicidir. Ayrıca vücut ısısının hızlı düşmesi nedeniyle kas performansı kısa sürede etkilenebilir. Bu yüzden yarış stratejisi; kontrollü başlangıç, ritmi koruma ve teknik kaybı minimumda tutma üzerine kuruludur. Yarış sonrası ise sporcular hızla sudan çıkarılarak kontrollü ısınma protokollerine alınır.
Buz yüzme yarışları, dünya genelinde başlıca iki organizasyon çatısı altında düzenlenmektedir: International Ice Swimming Association (IISA) ve International Winter Swimming Association (IWSA). Oulu’da katıldığım bu şampiyona, IWSA standartlarına göre organize edildi. Bu standartlar; su sıcaklığı, ekipman kullanımı, güvenlik prosedürleri ve yarış formatı gibi birçok teknik detayı belirleyerek sporcular için hem güvenli hem de adil bir ortam sunar.
Türkiye gibi daha ılıman bir iklimden gelip, Kuzey’in bu sert ve ekstrem koşullarında yarışmak ise başlı başına ayrı bir adaptasyon süreci gerektiriyor. Sadece suyun değil, hava koşullarının da ciddi şekilde düşük olduğu bu ortamda, vücudu ve zihni yarışa hazırlamak büyük bir disiplin ve uyum gerektiriyor. Bu nedenle hazırlık sürecinde yaptığımız soğuk adaptasyon çalışmaları, yarış performansının en belirleyici unsurlarından biri oldu.
Bu şampiyonada yalnızca yarışmadım; aynı zamanda ülkemi temsil etmenin gururunu da yaşadım. 450 metre serbest stil yarışında yer alan tek Türk sporcu olmak benim için ayrıca anlamlıydı. Uluslararası bir organizasyonda Türkiye’yi temsil etmek, bayrağımızı bu kadar özel ve zorlu bir platformda taşımak büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda büyük bir gururdu.
Bu deneyim bana bir kez daha şunu gösterdi: Soğuk suya hazırlanmak yalnızca bedensel bir mesele değil. Disiplin, sabır, adaptasyon ve doğru planlama ile birleştiğinde, insan kendini çok daha ileri bir noktaya taşıyabiliyor. Oulu’daki bu şampiyona, benim için sadece bir yarış değil; Kuzey Kanalı hedefime giden yolda çok önemli bir hazırlık ve gelişim süreci oldu.
Buz yüzme sayesinde soğukla savaşmayı değil, onunla uyum içinde kalmayı öğreniyorum. Her antrenman, her yarış ve her yeni deneyim beni hedeflerime biraz daha yaklaştırıyor.
Bu yolculuk benim için bitmiş değil. Aksine, her soğuk su deneyimi yeni bir başlangıç. Bugün küçük bir ekip olarak katıldığımız bu organizasyonda, edindiğimiz tecrübe ve biriktirdiğimiz motivasyonla, ilerleyen yıllarda çok daha kalabalık, daha güçlü ve daha fazla Türk sporcu ile bu arenada yer alacağımıza inanıyorum.

