Menu

Dünya Kış Yüzme Şampiyonası

2-8 Mart 2026 Helsinki Finlandiya

Yazar: Sabri Murat Ersöz

Bilmiyordum (Birinci Bölüm)

Helsinki’ye uçakla indiğimde, klasik bir kış şehriyle karşılaştım.
Soğuktu… ama tanıdıktı.
Her turistik şehir kadar düzenli,
her kartpostal kadar güzeldi.
Ama asıl dikkatimi çeken şehir değil, insanlardı.
Soğuğa rağmen içlerinde taşıdıkları sıcaklık,
o gri havayı fark edilmeden yumuşatıyordu.
Yine de o an bilmiyordum…
Asıl hikâye henüz başlamamıştı.
Çünkü önümde, trenle 8 saat sürecek başka bir yol vardı.
Daha kuzeye. Daha sert bir soğuğa.
Oulu.
Bir hafta öncesine kadar -22 dereceyi ve fırtınayı yaşamış bir şehir.
Haritada sadece bir nokta gibi duran,
ama içine girince bambaşka bir dünyaya dönüşen bir yer.
Ve ben oraya giderken,
sadece daha soğuk bir şehre değil…
bambaşka bir kış masalına gittiğimi henüz bilmiyordum.

Savaş, Kaç, Kabullen (İkinci Bölüm)

-22 derecede nefes almak bir refleks değil, bir karardır.
Şehre indiğimde ilk iki gün -15’ti.
Sonraki günler biraz yumuşadı.
Ama su… başka bir hikâyeydi.
Ciğerlerin yanar, yüzün donar.
Vücudun sana tek bir şey söyler:
“Burada durma.”
Ama ben o sabah durmadım.
Finlandiya’nın kuzeyinde, Oulu’da,
buzun açıldığı o dar suya doğru yürüdüm.
Çünkü bazen mesele ne kadar ileri gidebildiğin değil,
kaçmamayı seçtiğin andır.
Oulu’da hayat yavaş değil, sade.
Soğuk burada bir düşman değil;
kimsenin şikâyet etmediği, herkesin kabullendiği bir gerçek.
İnsanlar buzun içinden çıkıp saunaya giriyor,
sonra tekrar suya dönüyor.
Sanki bedenleriyle değil,
zihinleriyle yaşıyorlar.
Ben ise oraya alışmaya değil,
yüzleşmeye gelmiştim.
Suya ilk adımı attığım an,
vücudum kontrolü almak istedi.
Nefesim parçalandı.
Kalbim hızlandı.
Bu, soğuk değildi.
Bu, vücudun panik hâliydi.
Ama panik bulaşıcıdır.
Bir saniye bile ona teslim olursan,
seni sudan çıkarır.
O yüzden durdum.
Kaçmadım.
Nefesimi topladım.
Ve o an bir şey değişti.
Soğuk hâlâ oradaydı…
ama artık düşman değildi.
Yarış başladığında kimse kimseye bakmıyordu.
Orada herkesin rakibi başkası değil,
kendi sınırıydı.
Kurallar netti:
Merdivenden ineceksin. Bekleyeceksin. Düdükle çıkacaksın.
Hata yok. Fazlalık yok.
Suyun içinde zaman farklı akıyor.
Mesafe değil, kontrol ölçülüyor.
Her kulaçta vücudun biraz daha “çık” diyor.
Zihnin ise tek bir şey fısıldıyor:
“Devam.”
Sudan çıktığımda titriyordum.
Ama o titreme zayıflık değildi.
O, vücudun hâlâ savaşta olduğunun işaretiydi.
Ama zihnim… sakindi.
İşte fark oradaydı.
Oulu bana yüzmeyi öğretmedi.
Zaten yüzmeyi biliyordum.
Ama bana şunu öğretti:
Her şey kontrolden çıktığında bile, sen kalabilirsin.
İstanbul’a döndüğümde hava daha sıcaktı.
Ama ben aynı insan değildim.
Artık soğuktan kaçmıyordum.
Çünkü onunla savaşmayı değil,
onun içinde kalmayı öğrenmiştim.

Adaptasyon (Üçüncü Bölüm)

Ne kadar dışarıda ısınırsan ısın…
(ki bu kritik, hatta yarışın yarısıdır)
yine de suya girdiğin an, her şey sıfırlanır.
Özellikle A kategori bir buz yüzme yarışında.
Yani suyun 0 derecenin altında olduğu yerde.
Ve eğer bunu ilk kez deneyimliyorsan,
yüzme geçmişin ne olursa olsun,
ilk tepki hep aynıdır.
İlk 10 metre…
Alıştığın hiçbir şeye benzemez.
Kolların, yıllardır bildiğin gibi dönmez.
Kasların değil, sanki eklemlerin karar verir harekete.
Ve o eklemler…
seni ileri taşımak yerine geri iter.
Adeta vücudun sana şunu söyler:
“Bugün değil.”
Ama mesele tam da burada başlar.
Eğer hızlı bir yüzücüysen,
ve daha önemlisi, bu an için gerçekten hazırlandıysan…
soğuğa sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da adapte olduysan…
o ilk 10 metreyi geçersin.
Ve sonra bir kırılma olur.
Vücut hâlâ soğuktadır.
Ama zihin kontrolü alır.
Ve o an,
normal sprintine geri dönersin.
Ben bu kırılmayı tek bir yarışta yaşamadım.
Dört gün boyunca, beş bireysel yarış yüzdüm.
İlkinde vücut direnç gösterdi.
İkincide biraz daha az.
Üçüncüde kontrol gelmeye başladı.
Dördüncüde… artık savaş azalmıştı.
Beşinci yarışta ise bir şey fark ettim:
Artık o ilk 10 metre yoktu.
Çıkışla birlikte,
neredeyse direkt sprint atabiliyordum.
Bu sadece performans artışı değildi.
Bu, vücudun soğuğa verdiği
olağanüstü bir adaptasyondu.
Ama daha önemlisi…
bu zihnin teslim olmamayı öğrenmesiydi.
Ve o yarışın sonunda,
elde ettiğim derece sadece bir sonuç değildi.
Dünya ikinciliğiydi.
Ama asıl kazandığım şey madalya değildi.
Şuydu:
İnsan vücudu sınırlarını zorladığında gelişir.
Ama insan zihni…
kaçmamayı seçtiğinde dönüşür.

7 Comments

  1. Sedat Karaçaysays:

    Sizin tüm buz yarışlarınızı canlı izledim. İnanılmazdı. Bu yazıyı okuyunca hayranlığım kat be kat arttı. Kutlarım🙂🙏

  2. İnanılmaz! Tam zihnim ile zorlu mücadele döneminde bu yazıyı grubumuzdan paylaşmanız tesadüf olamaz.Kaçamadığım korkularımla yüzleşmeyi, kabullenmeyi, savaşmayı hatırlattınız. Tebrik ediyorum,hem hayatta hem yarışta başarı sizinle olsun💐

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir